Urla – Demircili’ye Yolculuk

Urla’nın havasını ve toprağını tanımak, doğasını keşfetmek için çıktığımız yolculukta varmak istediğimiz noktalardan biri de Demircili’ydi. İnternette daha önce buraya kamp yapmaya gitmiş kişilerin yazılarını okuduktan sonra bu küçük köyü ve kamp yapılan güzel koylarını araştırdık.  Burada bulunan ve yerleşim yerlerine nispeten uzak olan Kumlu Koy adında bir yeri kamp için belirlemiştik. Buraya giden yol yaklaşık 6 km ve engebeli, kayalık olan sahil şeridinden ya da iki tepenin arasından dolanmak gerekiyor. Birimiz hastalandığı ve yol yorucu olacağı için Kumlu Koy’a gitmeyi bir sonraki gelişimize erteledik. Merkeze daha yakın olan Komodorlu İbrahim’in Yeri’ne gitmeye karar verdik.

Urla Terminali’nden 733 numaralı Urla – Yağcılar otobüsüne binip Demircili Meydan durağında indiğinizde köyün merkezine geliyorsunuz. Otobüs Urla’dan hafta içi 06.25, 07.40, 15.30 ve 17.15’te, Cumartesi ise 06.30, 08.00, 15.30 ve 17.15’te kalkıyor. Pazar günleri ise sefer yok. Otobüs Demircili’ye 40-45 dakika içinde varıyor. İndikten sonra koya ulaşmak için 2,2 km kadar bir yol yürümek gerekiyor. Otobüsten indiğimizde hava bulutluydu ve saat 4-5 civarıydı, o yüzden çevredeki evlere ve ağaçlara baka baka giderken ne ara yürüdüğümüzü bile anlamadık. Sahile doğru uzanan yol pek dolambaçlı ya da engebeli değil, rahatlıkla yürünüyor. Bir süre gittikten ve sağ tarafınızda kalacak kafe tarzı bir işletmeyi geçtikten sonra yol ayrımına geliyorsunuz. Buradan sağa dönüp bir süre daha devam ettiğinizde Komodorlu İbrahim’in Yeri’ne varıyorsunuz.

Komodorlu İbrahim, Demircili’nin eski muhtarı. Güzel bir plaj açmış, insanlar günübirlik denize girmek için ya da çadırlarını alıp kamp yapmak için geliyorlar. Ulaşım seçeneğindeki azlık ve herhangi bir reklamın yapılmayışı nedeniyle sakin kalmış bir yer, yine de Temmuz-Ağustos döneminde nasıl olur bilemiyoruz.

Demircili’de hava Urla’nın geri kalanı gibi rüzgarlı. Havada fazla nem yok, yazın yağış almıyor. Kayalıkların ve kuru toprağın üzerinde zeytin ağaçları ve onların altında kısa boylu bitki örtüsü var. Bu örtü özellikle el değmemiş yerlerde kuraklığa rağmen şaşırtıcı derecede sıkı ve yeşil. Gölgelerinde kalan toprağın yüzeyi kuru gözükse de bu sıkı, güneş geçirmeyen çalılar toprağın daha fazla nem kaybetmesini aralarındaki büyük kaya parçalarıyla beraber engelleyerek birçok canlıya da yuva olmuş oluyor.  Hava sıcaklığının ve güneşin yakıcılığının burada ve benzer yerlerde doğanın bu tarz şekilsel evrimine etki eden faktörler olduğunu anlayabiliyorsunuz.

İşlenmiş ve ekim yapılmak için hazırlanmış tarlaların yanı sıra otlayan 100 başı geçmeyecek kadar keçi görsek de üretim kısıtlı ve muhtemelen bireysel amaçlı. Gördüğümüz oldukça ufak bir doğal yumurta üretim yeri ve benzeri birkaç yeri bunun dışında tutabiliriz. Bu küçük sakin köyde dahi üretilen doğal yumurtaların ne kadar doğal olduğunu yem çuvallarını ve hayvanların yaşadıkları yerleri görerek anladık. Fabrikada hiç güneş görmeyen tavuklar ve erkek oldukları için öldürülen küçük civcivler kadar şanssız olmasalar da “doğal” kavramı üzerinde daha çok düşünülmesi gerekiyor.

Sahil küçük taşlarla, yer yer kumla kaplı. Biz oradayken sahil bir iş makinası ile hafiften düzeltiliyordu. Bu çok olumsuz bir eylem gibi gelmese de müdahale etmemek, üzerinde düşünülmesi gereken sorunlar oluşmadan alınacak en iyi önlemdir. Deniz serin ve ferah, tuzluluk oranı yüksek değil. Su oldukça temiz, kıyıda yüzen ve size çok aldırış etmeyen balık sürüleri de bunu destekler nitelikte.

Gitmeden önce planladığımız üzere plajı ve çevreyi temizlemek, çöpleri toplamak için yanımıza eldivenler ve büyük çöp poşeti almıştık. Plajı inceledik, özellikle sahil daha önce gördüğümüz yerlere kıyasla çok daha temizdi. Yine de ziyaretçilerin bıraktıkları çöpler –başta izmarit olmak üzere- çok fazlaydı. Eldivenlerimizi giyerek çöp toplama işine başladık. Akıntıyla gelen pek bir çöp yok gözüküyordu, girişteki tabelasında belirttiği üzere Komodorlu İbrahim plajı düzenli olarak temizliyor. Çöplerin büyük bölümü şezlongların dibindeydi. Sigara izmaritleri ve yiyecek ambalajlarından oluşan çöp sorunu sahil boyunca birkaç küçük çöp kutusu / kül tablası ve uyarı levhaları konması ile bir noktaya kadar çözülebilirdi diye düşünüyoruz. Sahildeki çöplerin büyük kısmını temizledik ve çadırımızı kurduğumuz, tahta masaların bulunduğu bölüme geldik. Burada en fazla olan çöpler şüphesiz yine sigara izmaritleri ve şişe kapaklarıydı. Birimiz masaların altlarını temizlerken, diğerimiz tepeye doğru çıktı. Buralarda su, soda, bira şişeleri, plastik bir sürü çöp, cam kırıkları, sigara paketleri, kozmetik atıklar ve bizi şaşırtan sağlam bir rakı bardağı bulduk. Elimizden geldiğince topladık, bitirdiğimizde etraf eskisinden çok daha temiz gözüküyordu.

İşimizi bitirdikten sonra Urla’ya geri dönmek üzere yola çıktık. Urla’ya dönen otobüsün Yağcılar’dan kalkış saatleri hafta içi 07.00, 08.20, 16.30 ve 18.15, cumartesi ise 07.00, 09.00, 16.30 ve 17.15. Dönüşümüz gelişimiz kadar kolay olmadı. Havanın açmasıyla öğle saatlerinde güneşin altında yürümek, özellikle çöp toplarken yorulduğumuz ve pek uyumadığımız için zor oldu. 18.15’i beklemek ya da sabah saatlerinde yola çıkmak daha iyi bir seçenek olabilirdi.

Meydana erken ulaştığımız için otobüsün gelmesine fazlaca vakit vardı. O sırada bir mahalle sakini Urla’ya gideceğini ve istersek bizi bırakabileceğini söylediğinde rahatladık. Yol boyunca sohbet edecek vaktimiz oldu. Kendisi Demircili’ye İzmir Merkez’den göçtüğünü, buranın sakinliğine ve havasına çok alıştığını anlattı. Söylediklerine göre Özal döneminde İzmir’den bu taraflara otoban yapılmış ve göçler başlamış. Ancak Demircili’nin büyük bir kısmı,  eski uygarlıklardan kalan taşlar barındırması ve orman alanlarının yaygınlığı ile sit alanı olarak kabul ediliyormuş. Bu yüzden buranın fazla gelişmemiş, 70-80 haneli küçük bir yer olarak kalmış. Biz internetten baktığımızda Demircili’de kıyı şeridindeki çok pahalı arsalar dışında bir ilan görememiştik, nedenini öğrenmiş olduk.

Buraya her gelişinizde farklı rotalar seçebilir ve yeni yerler keşfedebilirsiniz, ancak vardığınız yeri bulduğunuz gibi bırakmayı ihmal etmeyin. Sahil turizmi ve şehirleşmenin olumsuz etkilerinin ulaşmadığı bu bölgede yaşayan insanların bunun böyle kalmasını sağlamalarını ve tüm gün boyunca dinlediğimiz küçük kuşların ötüşlerini dahi başka hiçbir şeye değişmemelerini umut ediyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s