Kamp Yiyecekleri ve Lembas Peksimeti Tarifi

Kamp, insanların doğaya yakınlaşmak adına yaptıkları bir şey. Bu söylem aslında doğayı nasıl algıladığımıza göre değişebilir. İnsanı doğanın dışında, ona aykırı ve hükmeden bir varlık olarak gören düşüncelere göre “doğaya yaklaşmak” farklı şekillerde değerlendirilebilir. İnsan ve doğanın ayrılmaz bir bütün olduğu görüşündekiler ise bu deyişi reddedebilir. Ancak şu bir gerçektir: Bu fikirlerin doğmasının başlıca sebeplerinden biri, insanın doğal olmayanı türetmiş olmasıdır. Elbette bu türetimlerin kaynağı çığlaşarak ilerleyen rasyonel bilgimizdir.

Bu ilerleyiş hakkında çeşitlenen düşüncelerimi daha sonra yazmak umuduyla şu an çok daha pratik olmak istiyorum. Doğanın konumuyla ilgili farklı düşüncelere sahip kimselerin “doğaya yaklaşma” üzerine uygulanabilir nitelikte bir fikir ortaklığı kurabileceklerini düşünüyorum. Doğaya uzak kaldığını kabul ederek yaklaşma isteğini açığa çıkarabilmiş herkes bu ortaklığa kendini dahil edebilir.

Geçerli düzen sürdükçe, tam anlamıyla bir tutarlılık sağlanamayacağının farkındayım. Bu görüşü dönüşümün ve doğrunun varlığı altında ezilecek olan korkakça bir felsefi çıkmaz olarak nitelendirebilirim. Şimdilik bu bütünlük eleştirisini de geride bırakalım ve yaşanmaya çabalanmayan fikir ve kavramlardan uzaklaşalım.

Yemek, gereklilik ve zevkin yanı sıra bir birleşmedir. Yediğiniz şey ile bir olursunuz, vücudunuzdaki her zerre yediğinizden nasibini alır. Düşünceleriniz, hatta – inancınıza bağlı olarak – ruhunuz bile bu etkiye maruz kalır. Yemek, doğaya yaklaşma fikrini canlı kılabilecek en has eylemlerden biridir, doğayla bir olmaktır. Bu gerçeği “doğaya yaklaşma” amacı güden kamp yapma fikrinin çerçevesinde yeniden ele alırsak; yanında paket atıştırmalıklar, hazır çorbalar ve benzeri işlenmiş ürünler ile bu yola çıkanların içinde bulunacağı çelişki açıkça ortadadır. Sevdiğiniz ve önem verdiğiniz doğaya tamamen ters bir şekilde üretilmiş yiyecekleri tüketirken bu yaklaşma eylemini ne derece gerçekleştirebilirsiniz?

Kamp severlerin besleyici, yer kaplamayan, hafif, kolay tüketilen ve dayanıklı yiyecekleri tercih etmeleri elbette olağan; tüm bunları hazır gıda tüketmek için bir bahane olarak kullanmak ise sadece tembelliktir. Size bu özelliklere uygun birkaç doğal seçenek sunabilirim. Öncelikle sıraladığımız kriterleri biraz daha açalım ve seçimlerimizin dayanaklarını netleştirelim.

Besleyicilik: Besinin yağ, protein ve mikro değerler bakımından zengin olması.

Yer kaplamama ve hafif olma: Besinlerin yapılarının çoğunluğu sudur. Bu sebeple daha az su barındıran kuru gıdalar hacim ve ağırlık olarak taşımaya ve saklamaya daha elverişlidir.

Dayanıklılık: Besinlerin hızlı bozulmasının en büyük sebeplerinden biri barındırdıkları nemdir. Bu bize yine kuru gıdaları işaret eder.

Kolay tüketim: Özellikle ısıl işlem gerektirmeyen, tüketime hazır olan zahmetsiz besinler.

Seçenekler bu dayanaklar doğrultusunda çoğaltılabilir. Bunlar daha çok bizim tercih ettiklerimiz:
-Keçiboynuzu
-Kuruyemiş (kabuklu ya da soyulmuş)
Kuru meyveler (ekstra kuru olanlarını seçmeniz daha makul)
-Kaya tuzu: Fiziksel aktiviteler sırasında kaybedilen mineralleri geri kazanmak çok önemli. Yanınızda bulunduracağınız çok az miktar öğütülmüş kaya tuzunu günde bir kere 1 parmak kadar yemeniz oldukça yararlı olacaktır. Taşımasının ve muhafaza etmesinin daha kolay olacağını düşünüyorsanız, tek bir büyük parça olarak da yanınıza alabilirsiniz.
-Kuru baklagiller: Ateş yakma imkanınız varsa, bu seçenek hem prebiyotik ihtiyacınızı karşılaması hem de besleyiciliği sayesinde size oldukça fayda sağlayacaktır. Baklagilleri ‘lezzetlendirme’ çabalarına girecek kadar malzemeniz yanınızda olmayacağı için, bu besinlerin tatlarına tüm derinliğiyle varma fırsatınız doğacaktır.
-Ev yapımı sirke: İşte bunun için çantanızda biraz yer ayırmanızda fayda var. Özellikle uzun yolculuklarda, bağırsak sağlığınızın korunması ve bağışıklık sisteminizin güçlü kalabilmesi için probiyotikler elzemdir. Sirkeyi ufacık bir kavanoza veya şişeye koyup yanınıza alıp günde bir yudum içseniz yeter. Ev turşusu ve suyu da aynı görevi görecektir.
-Sarımsak: Prebiyotik ve doğal antibiyotik görevi gören, zorlu yolculuklarınızda işinize çok yarayacak bir tercih. Günde 1 diş sarımsağı su ile birlikte hap gibi yutabilirsiniz.
-Kuru Çay Çeşitleri: Antioksidan bakımından zengindirler. Gideceğiniz bölgeye/yapacağınız yolculuğa göre farklı çeşitleri seçilebilir.

Yemek Pişirme ve Taşıma
Alüminyum folyo, streç film, plastik torba veya kutu ya da kampçılar için satılan hafif, alüminyum pişirme kapları gibi gereçleri satın alıp gıdanız ile temas ettirmeniz kesinlikle bambaşka ve büyük bir problem. Tecrübeli, hatta profesyonel diyebileceğimiz kampçı arkadaşlar beni bu konuda eleştireceklerdir eminim. Ancak kampı diğer şeylerden bağımsız bir konu olarak değil, daha temel bazı gerçeklerin çatısı altında değerlendirilmeliyiz.

Bu yazdıklarım kısıtlı bir yelpaze oluşturuyor olabilir. Önerdiğim seçenekler tat duyunuzu alışageldiğiniz biçimde tatmin etmeyebilir, ama farklı hisler yakalamanıza yardım edecektir diye umuyorum. Biz kampları tüketimimizi azaltmak ve arınmak için birer fırsat olarak görüyoruz. Siz de az yemenin yolculuğunuzda vereceği esenliği ve manevi deneyimlerinize yapacağı katkıyı keşfedebilirsiniz. Hatta biraz alışmak adına az tüketmeye seyahatten birkaç gün önceden başlamakta fayda var. Zaten az yiyeceğiniz düşüncesiyle önceden fazla yemek yemek sağlık açısından da ciddi sorunlar yaşatır, dikkat ediniz.

Elf Peksimeti Tarifi

‘Lembas Peksimeti’ni Legolas’ın sözleriyle anlatmaya başlayalım:

“Lembas. Elvish waybread. One small bite is enough to fill the stomach of a grown man.” (Lembas. Elflerin yol ekmeği. Yetişkin bir adamın midesini doldurmak için, bir küçük ısırık yeterlidir.)

TDK’nın ‘peksimet’ tanımıyla da bu seçimin nedenini özetlemiş olalım:

“peksimet: pişirildikten sonra dilim dilim kesilip ısıyla kurutulmuş, uzun süre bozulmadan duran, bayatlamayan ekmek.”

Elf Peksimeti yolculuklar için tam manasıyla epik bir seçim. Üstelik tarifi dilediğiniz gibi çeşitlendirebilirsiniz. Yalnız hamur işlerinde acemi olanlar ufak bir yardım alsalar iyi olabilir, çünkü hamurun kıvamı yağın fazlalığı ve unun cinsinden ötürü bildiğimiz hamurdan daha farklı ve kontrol etmek güç olabiliyor. Bu nedenle net ölçülere uymadan göz kararınıza güvenmeniz gerekebilir.

Pekmezli Cevizli Lembas

1 ölçü yağ
1/2 ölçü pekmez
2 ölçü un (Besleyiciliğini yitirmemiş tam buğday veya çavdar gibi unlar seçilirse iyi olur)

Haşhaş, Susam ve Çörek Otlu Lembas

3/4 ölçü zeytinyağı
2 ölçü un
İstediğiniz kadar kaya veya deniz tuzu
Bol bol haşhaş, susam ve çörek otu (Bu üç malzeme oldukça besleyici ve mikro değerler bakımından zengindir, fakat isterseniz bunları değiştirebilirsiniz. Aklıma gelen bir diğer seçenek çam fıstığı.)

Yağı una yavaş yavaş ekleyerek hamurunuzu devamlı yoklamalısınız. Hamur çatlayan bir yapıda olursa karışıma çok ama çok az miktarda su eklemeniz gerekebilir, ancak pişirme tepsiniz üzerinde elinizle şekil verebiliyorsanız sorun yok demektir. Her parçanın 1 parmak kalınlığında olmasına özen gösterin.
Pişirme işlemi düşük ısıda ve yavaş olmalı. Fırında 150-175 derece aralığında yaklaşık 25-30 dakika,  hamurun rengi tam olarak dönene kadar pişirmeye devam edin.

Soğuduktan sonra resimdeki gibi bir beze sarabilir ve çantanıza yerleştirebilirsiniz. Her parçayı ayrı ayrı sararsanız daha dayanıklı lembaslarınız olur. Yerken dişlerinize dikkat edin, sert bir yapısı olacak. Ön dişlerinizden ziyade arka dişlerinizle ısırmanızda fayda var.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s