Doğal Cahillik

*Yobazlık, kadın düşmanlığı, doğa, insan ve emek katilliği sanıldığı ve iddia edildiği gibi insan doğası değil; mülkiyetçi sistemin fason ürünleridir. Doğrudan ürünü ise bizzat “insan doğası”nın kendisidir. İnsanlık ne zaman güç cahilliğinden, doğayı sahiplenme hastalığından vazgeçip bir otun yaşam felsefesini kavrayacak, ona göre yaşamayı öğrenecek ancak o zaman huzur bulacağız.

*Bir ot, doğanın sonsuzluğu ve devinimi içinde işlevini tamamlayıp gider. Eğer bir ot, mecazen bir bilinç kazanır da “Bu tarla benim!” derse güleriz. Hadi oradan, deriz. İşte devletlerimiz, vergilerimiz, emek borsamız, MİT’lerimiz, paralı otoyollarımız, güvenlikli sitelerimiz, böcek kovucularımız, insan merkezli dinlerimiz ve bilcümle insan uydurması uygulamalarımızla biz tarlayı sahiplenmeye kalkan bir pıtrağız.

*”Ot gibi yaşayıp gitme.” diye küçümsediğimiz bir otun felsefesini anlamaya başladığımız gün daha da “insan”laşacağız.

*Doğaya rastgele düşen bir tohumun ya da merakla saçtığımız bir tohum topunun içindeki bilgeliği anladığımızda hakikate biraz daha yaklaşmış olacağız.

*Doğa; döngü, denge ve dirliktir: Ölüm içre dirilik; varlık içinde yokluk, çoklukta birlik; birlik içre çokluk, an içinde sonsuzluktur. Madde; hareketiyle ve yok oluşuyla ancak varlıktır. Sarmal devinimiyle bilinmezlik; bilinirliğiyle bilinçsizliktir. Doğadaki bilinç ürünleri de doğanın bilinmezliğini doğrulamak içindir. Bilinç, bizzat doğanın bilinçsizliğindedir. Bu haliyle kendine aittir. Kimseye ve hiçbir şeye değil…

*İnsanlık, evrimin onlarca varyasyonundan sadece biri ve kanımca evrimin görece yanlış ürünüdür. Gereğinden fazla çoğalıp vızıldamış her tür gibi geçici evrimsel sapmadır. Doğanın çöplüğüne attığı binlerce tür gibi bir istasyondur sadece… Çünkü doğa, insanî bir akılla değil; bilişsiz ve öngörüsüz bir deneysellikle çalışır.(Bakınız: Kör Saatçi – Richard Dawkins) Önce öldürür, sonra yeniden farklı bir formda doğurur. İşte günümüzdeki insanlık da ölü doğmuş, hastalıklı bir türdür.

*Bu yüzden insan doğası denen bir değişmezlik değil; doğal süreç içinde ortaya çıkmış diğerleri gibi geçici bir türün varlığı vardır. “İnsan doğası” demek bizzat doğanın kendisine ve var oluşumuza hakarettir.

*Bilge beşer, “insan doğası ve uygarlığı” denen saçmalığı değil; bizzat doğanın kendisini anlamaya çalışan insandır. Beşeriyet; doğadaki hiçlik ve sonsuzluğu, varlık-yokluk diyalektiğini anladıkça “insan”laşacaktır.

*Sahiplik iddia etmeden; bizim sanıp kırıp dökmeden; “usta bir kitap gibi”, “bir çocuk gibi şaşarak yaşamak” kendimize yapabileceğimiz en büyük iyiliktir.

Hüseyin Tunca

Doğal Cahillik

Görsel: Ada Soysal

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s